Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

 

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ FİRMA REHBERİ İLANLAR İLETİŞİM  
 
ABD İle Vize Restleşmesi
VİZE BAHANE, PETROL ŞAHANE!
Ezder ve İmam Hatip Dayanışması
Düzce Belediye Başkanı istifa etti
ÇAMLICA’DA ET RESTAURANT VE STEAKHOUSE AÇILDI


Arapça Öğretmek Bir Sanattır - EĞİTİM - Adil Haber Yorum
 
ARAPÇA ÖĞRETMEK BİR SANATTIR
BU HABERİN EKLENME TARİHİ 08-09-2017 / 05-15

 

Anasayfa'ya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm Egitim Haberleri  
Arapça Öğretmek Bir Sanattır
Mısır Kültür ve Eğitim İlişkileri Merkezi, kültürel ilişkileri pekiştirmek ve geliştirmek adına, Mısır ve Türkiye halklarının fayda sağlaması için, her iki ülkenin ünlü düşünür ve aydınları ile röportajlar gerçekleştirmeye karar verdi. Bunun yanı sıra Merkez; akademisyen, sanatçı ve kültürel ilişkileri geliştirme konusunda başarılı kişiler ile çeşitli faaliyetler de gerçekleştiriyor. Bu bağlamda, ilk röportaj İstanbul Aydın Üniversitesi Arapça Öğretmenliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Candemir Doğan beyefendi ile gerçekleştirildi. Bu güzel röportaj ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

Prof. Dr. Candemir Doğan

(İstanbul Aydın Üniversitesi Arapça Öğretmenliği Bölüm Başkanı)

Röportajı yapan: Muhammed Samir

***

ARAPÇA ÖĞRENMEYE KAÇ YAŞINDA BAŞLADINIZ? ARAPÇA SERÜVENİNİZ NASIL BAŞLADI?

Arapça öğrenmeye Ortaokulda; daha doğrusu İmam Hatip Ortaokulunda öğrenmeye başladım. Ancak bu ortaokuldaki Arapça öğretimi ciddi bir öğretim yöntemi sayılmazdı. Sadece okumayı ve yazmayı öğrendik. Bir de buna ek olarak, bize verilerin kitaplardaki metinleri ezberledik. Bu metinler arasında hâlâ hafızamda olan “Ömer el-Adili” bir ve iki şeklinde hâlâ ezberimde tutarım. Genellikle o dönemde bu ezber yöntemi kullanırlardı. Böylece, İmam Hatip lisesini bitirdim.  Arkadaşlarım arasında Arapça hususunda iyi bir durumdaydım; fakat hiçbirimiz Arapça konuşmayı bile hayal edemezdik.

MESLEĞİNİZDE BU NOKTAYA GELEBİLECEĞİNİZİ HAYAL EDEBİLİYOR MUYDUNUZ?

Hayal etmek mümkün değildi; çünkü önümüzde örnek ve imkân yoktu. Öncelikli olarak başvuru kaynağından yoksunduk. Sınırlı sayıda kitaplar vardı; bunlar belirli şeyleri öğretiyordu. Yurt dışında donanımlı hale gelmiş, eğitim almış belirli sayıda hoca vardı. Tam bir kaos ortamı vardı. Kitap, kaynak, başvuracak hoca yoktu.  Şimdi olduğu gibi yurt dışından gelen Arapça konuşan kişi çok azdı. Tek bir yol vardı. Türkiye’deki bütün kitapları, kaynakları bitirip yurt dışına çıkmak gerekiyordu. Ben de Mısır’a gitme fırsatı buldum.

MISIR’A NE ZAMAN GİTTİNİZ?

1987 yılında Kahire Üniversitesi yurdunda bir arkadaşımla Dârülulûm fakültesinde derslere katıldık. Özellikle fasih dille ders anlatan hocalara katıldık. Mısır’ın kütüphanelerinden faydalandık ve geceleri ders çalışırken aynı zamanda Mısır radyolarını dinlerdik. Geri döndüğümde, Ankara’da Arapça öğretmeni olarak göreve başladım.

SİZ MISIR’DA GÖREV YAPTINIZ. BUNUNLA ALAKLI ŞUNU SORMAK İSTİYORUM; MISIRLI ÖĞRENCİLER İLE TÜRK ÖĞRENCİLER ARASINDA NE GİBİ FARKLILIKLAR VAR?

Aslında dil öğrenmede bir farklılık söz konusu değildir. Her toplum her millet dili öğrenir ve öğretir.  Yeryüzünde bir dili bilen bütün dilleri öğrenebilir. Hem Mısır hem Türkiye’de gördüğüm şudur; usulsüzlük, yöntemsizlik ve ne yapacağını bilememek. Bunun bir sonucu olarak da kaliteli, ihtiyaca cevap veren kaynakların, yayınların olamaması. Asıl problem yöntemsizliktir. Bir Türk atasözü der ki usulsüz vusul olmaz. Uygulanacak sistemden bahseden sistem ve kaynağı olamayan iş başarıya ulaşamaz. Tabii burada Arapça öğrenim araç ve gerçeklerinden bahsediyoruz. Sözlükler kitaplar gibi. Her insanın ihtiyacını karşılayacak şekilde olmalıdır. Her iki toplumda gördüğüm eksiklik budur. Abbasiler ve Emeviler dönemine dayanır. Yapılan bütün çalışmalar ihtiyaca yönelik olurdu ve karşılardı. Artık bugün bu ihtiyaç farklılaştı. Mısır’da Türkçe öğrenen öğrenciler ile Türkiye’de Arapça öğrenen Türk öğrenciler, aynı acıları aynı ızdırapları çekiyor. Tek sebep Türkçe ile ilgili en temel kaynak kitaplar Araplar tarafından yazılmıştır. Mesela İbni Hayyam. Türkçe ile ilgili üç temel kitap yazmıştır.

PEKİ, TÜRYE’DEKİ ÜNİVERSİTELERİN ARAPÇA EĞİTİMİ YETERLİ MİDİR?

Aslında Arapça öğretiminde teknoloji yaygın olarak kullanılmıyor. Asıl problem özellikle geçmiş ile bugün arasında büyük bir fark yoktur. Öğrenme ihtiyacı son derece artmıştır. Aynı sıkıntıyı hem İmam Hatip öğrencisi hem de üniversite öğrencisi yaşamaktadır. Arapça bilen herkes, Arapça öğretime kanaati vardı Türkiye’de. Mesela Ezher mezunu herkes, Arapça öğretebilir denilirdi Türkiye’de. Kısacası şu söylenmektedir; her Arap, Arapça öğretmeni olabilir. Bu mantık yanlıştır. Nasıl ki her Türk Türkçe öğretemez ise, her Arap da Arapça öğretemez. Özellikle Arap dili mezunları da bu konuda yetersiz sayılır. Arap dili ve edebiyatı alanında uzman olmak farklıdır, o sahada öğretmenlik yapabilmek farklıdır. Bu eğitim alanında açıkça görülür. Arapça öğretmeni yetiştirmek eğitim fakültelerinin işidir. Dil ve edebiyat alanında uzman yetiştirmek, fen edebiyat fakültelerinin görevidir. Çünkü öğretmenlik bir sanattır.

DİL ÖĞRENMEYE YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN, NE GİBİ TAVSİYELERDE BULUNABİLİRSİNİZ?

Bu çok zor bir soru. En önemlisi, yetenekli ve sahasında uzman bir hoca bulmaktır. Başarının sırrı bundan geçer. Bu hoca öncelikli olarak, öğrencinin kabiliyetini keşfedecek ve ona uygun olan yabancılara yönelik Arapça öğretim setlerinden birini temin edecek. Metodik ve sistematik olarak onu takip edecek. O da yeterli olamaz. Dışarıdan alınan destekler ile çok kısa sürede Arapça öğrenilebilir. Her Arapça bilenden Arapça öğrenilir diye bir şey yok, sonucu tamamen hüsrandır.

KARİYERİNİZİN BİR BÖLÜMÜNÜ MISIR’DA GEÇİRMEYİ NASIL PLANLADINIZ? NEDEN MISIR?

Aslında bizim planlamamızın dışında o dönem milli eğitim Bakanlığı’nın isteği üzerine gittim. Mısır eğitim ve ilim konusunda yüzyıllardır kendini ispat etmiş belirli bir seviyeye ulaşmıştır. Hem Arap dünyasında hem de İslam dünyasında özel bir yere sahiptir. Eğitim ve kültür noktasında edindiği yeri koruyan bir ülkedir. Türklere göre Mısır’da okumuş olmak çok önemlidir.  Şam-ı Şerif ve Ezher-i Şerif Türk kültürünün terbiye noktasındaki mihenk taşlarından birisidir. Ezher Üniversitesini ilk gördüğümde Mescidi Hüseyin’in karşısındaki o heyecanı asla unutamam.

MISIR EDEBİYATI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? ARAP DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRENCİLERİNE NELER TAVSİYE EDİYORSUNUZ. ?

Mısır’ın ön plana çıkmış büyük edebiyatçıları vardır fakat Mısır edebiyatı bunlardan ibaret değildir. Mesela benim büyük bir titizlikle incelediğim Muhammed Abdülhalim popüler bir yazar değildir. Üslubu ve hikâye kurgusu özellikle Arapça öğretiminde örnek gösterilecek eserlerdir. Benim okuduğum bütün kitaplar da gazetelerde dergilerde aradığım en önemli şey Arapçanın yabancı dil olarak öğretimine ne kadar katkı sağladığıdır.

BAZI ÖĞRETMENLER ÖĞRENCİLERİNE ARAPÇA KİTAP OKUMALARINI TAVSİYE EDİYORLAR. PEKİ ARAPÇA KİTAP NASIL VERİMLİ ŞEKİLDE OKUNUR?

Yabancıların okuyacağı edebi eserler kitaplar romanlar tamamen farklı niteliklerde olmalıdır. Arapça öğretimine yönelik eserler özenle seçilmelidir. Öğretmek istediği fikri tekrar tekrar farklı üsluplar ile dile getirmelidir. Adeta kelime öğretircesine hazırlanmış olmalıdır.

MISIR KÜLTÜR MERKEZİ’NİN FAALİYETLERİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Mısır ve Türkiye arasında inanılmaz bir bağ vardır. Mısır sokaklarını gezdiğinizde, görürsünüz ki “Türküm” dediğiniz zaman, inanılmaz bir sevinçle karşılanırsınız. Mısırlılar ve Türkler birbirlerinin öz kardeşleridirler. Mısır’ın ve Türkiye’nin güzel insanları arasında hiçbir ayrım yoktur. Bu yüzden Mısır Kültür Merkezi son derece faydalı bir iş yapmaktadır. İki kültürü kaynaştırmak görevinde, gerçekten çok önemli bir fonksiyonu var. Yapılan faaliyetlerden dolayı gurur duydum, çok sevindim. Aynısını Mısır’da da görmeyi temenni ediyorum. Çeşitli alanlarda özellikle basında sürekli haberlerin çıkması, olumsuz haberlere asla yer verilmemesi, kültürel aktivitelerin detaylıca çeşitlendirilmesi; mesela kitap fuarlarının sıkça açılması gerekmektedir.

MISIR KÜLTÜR MERKEZİ HEM ARAPÇA HEM DE TÜRKÇE OLARAK HABERLER YAYINLAMAKTADIR. BU KONUDA GÖRÜŞLERİNİZ NELERDİR?

Bunu çok faydalı buluyorum ve destekliyorum. Dili yok etmek, kültürü yok etmek demektir. Dolayısıyla Arapçadan Türkçeye ve Türkçeden Arapçaya güncel çevirilerin yapılması gereklidir. Bu toplumları birbirine yakınlaştıracaktır.


Arapça Öğretmek Bir Sanattır : Google'da Ara
Arapça Öğretmek Bir Sanattır


 
 
Bu Haberi Arkadaşıma Gönder :
 
Adınız / Soyadınız :
E-mail Adresiniz :
Arkadaşınızın Adı :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
 
   
 
 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
        EĞİTİM

  ARAPÇA ÖĞRETMEK BİR SANATTIR


         Mısır Kültür ve Eğitim İlişkileri Merkezi, kültürel ilişkileri pekiştirmek ve geliştirmek adına, Mısır ve Türkiye halklarının fayda sağlamas

  KURBANLA İLGİLİ ÖNEMLİ SORU VE


         Kurbanla ilgili önemli soru ve cevaplar 1.     Soru: Kurbanlık hayvan tartıyla alınabilir mi? Cevap: Kurbanlık hayvan, kilo birim fiyatı b

 
 
TÜM YAZARLAR



           ANKET
28 Şubat Madurlarından Ezher Üniversitesi mezunlarının mağduriyetleri giderildi mi?
% 14 √ Toplam : 2 - Evet
% 40 √ Toplam : 6 - Hayır
% 34 √ Toplam : 5 - Kısmen
% 14 √ Toplam : 2 - Bilgim yok
   

           EN SON EKLENEN VİDEOLAR
  EN SON EKLENEN VİDEOLAR
 
 
 



RSS © 2010 Adil Haber Yorum Türkiye'nin Haber Sitesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır
Gizlilik İlkeleri | Kullanım Koşulları | Künye | Reklam | İletişim  
rapid.web.tr || Coder / Dizayner
info@rapid.web.tr